Bir sanal dinleyici karşısında konuşmak, gerçek bir görüşmeye hazırlanmak için ilgi çekici bir fikir olabilir. Ancak bu fikrin işe yarayıp yaramadığı, avatarın gerçekçi görünmesiyle belirlenemez. Sanal ortamda nasıl bir deneyim yaşandığı ve bu deneyimin daha sonra gerçek iletişime nasıl yansıdığı ayrı ayrı incelenmelidir.

2026’da yayımlanan Delangle ve arkadaşlarının pilot çalışması, kekemeliği olan 9–18 yaşlarındaki 12 öğrenciyle bu soruları araştırdı. Sonuçlar sanal gerçekliğin kullanılabilir bir araştırma ortamı olabileceğini gösterdi. Buna karşılık tek oturumluk çalışmanın ardından gerçek kişiyle yapılan konuşmada kaygı veya öz yeterlik kazanımı gösterilemedi. [1]

Deneydeki avatar nasıl çalışıyordu?

Çalışmada gerçekçi sanal avatar, öğrencinin dil ve konuşma terapisti tarafından canlı olarak kontrol ediliyordu. Bu ayrıntı, sistemi kendi başına cevap üreten bir yapay zekâ karakterinden ayırır. Araştırmada uzman, etkileşimin parçasıydı; bulgular yalnız görsel bir avatarın varlığına bağlanamaz. [1]

Bir sanal konuşma sisteminin ne sunduğunu anlamak için bu sorular önemlidir: Yanıtı kim oluşturuyor, konuşmanın gidişini kim yönetiyor, kullanıcı zorlandığında ne oluyor? Ekranda benzer görünen iki ürün bu açılardan çok farklı olabilir. Dolayısıyla “avatar kullanıyor” ifadesi, araştırma koşullarının aynı olduğunu göstermez.

Hangi karşılaştırma yapıldı?

Öğrenciler tek bir hazırlık oturumuna rastgele atandı. Bir grup sanal gerçeklikte avatarla, diğer grup terapistle rol canlandırma yoluyla çalıştı. Ardından katılımcılar gerçek bir oyuncuyla konuştu. Araştırmacılar sistemin kabul edilebilirliğini, kaygı düzeylerini ve kişinin kendini yeterli hissetmesini değerlendirdi. [1]

Bu düzen, hazırlık ortamından sonraki konuşmaya geçişi inceleme fırsatı verdi. Yalnız “öğrenci sanal ortamı sevdi mi?” sorusu sorulsaydı farklı bir sonuç alanı ölçülmüş olurdu. Kullanıcının bir aracı kabul etmesi önemlidir; ancak aracın hedeflenen güçlüğü azaltıp azaltmadığı ayrıca değerlendirilir.

Öznel kaygı ile bedensel uyarılma

Katılımcılar sanal ortamda daha az kaygı bildirse de deri iletkenliği ölçümü daha yüksek fizyolojik uyarılma gösterdi. Yazarlar, kişinin bildirdiği deneyim ile bedensel ölçümün aynı yönde değişmediğine dikkat çekti. Sanal ortam genel olarak kabul edilebilir bulundu. [1]

Buradan “öğrenci duygusunu yanlış biliyor” sonucu çıkmaz. Fizyolojik bir ölçüm ile kişinin yaşantısını anlatması farklı tür bilgilerdir. Bir bedensel sinyali tek başına kaygının eksiksiz karşılığı saymak, deneyimin anlamını daraltabilir. Araştırmada iki bilgi türünün birlikte kullanılması, farkı görünür kıldığı için değerlidir.

Gerçek konuşmaya aktarım bulundu mu?

Tek bir hazırlık oturumu, sonrasında gerçek oyuncuyla yapılan konuşmada kaygıyı azaltmadı ve öz yeterliği artırmadı. Bu sonuç hem sanal gerçeklik hem de rol canlandırma koşulları için bildirildi. Dolayısıyla çalışma, tek oturumluk avatar pratiğinin gerçek konuşmadaki kaygıyı düşürdüğünü göstermedi. [1]

Olumsuz veya sınırlı sonuç da araştırmanın önemli bir parçasıdır. Bir araç kabul edilebilir bulunurken hedeflenen değişimi hemen üretmeyebilir. Daha fazla oturumun etkili olabileceği bir araştırma sorusu olarak ortaya atılabilir; ancak denenmemiş bir programın sonucunu önceden olumlu kabul etmek doğru olmaz.

Pilot araştırmadan sonraki sorular

Pilot çalışmalar, bir yaklaşımın uygulanabilirliğini ve daha büyük araştırmaların nasıl düzenlenebileceğini anlamaya yardımcı olur. On iki katılımcı ve tek oturum, farklı yaşlarda veya uzun vadede ne olacağını açıklamak için sınırlıdır. Çok oturumlu tasarımlar, daha geniş gruplar ve günlük iletişim ölçümleri yeni sorulara yanıt verebilir.

Bu çalışma, sanal gerçekliğin konuşma durumlarını kontrollü biçimde araştırmak için bir araç olabileceğini düşündürür. Bir yetişkin uygulamasının veya başka bir avatar ürününün klinik yararını kanıtlamaz. Okur açısından en önemli ayrım, ortamın ilgi çekici ve kullanılabilir bulunması ile gerçek hayatta anlamlı değişim sağlaması arasındadır. Araştırmanın ikincisi hakkında neyi gösterip neyi göstermediği açıkça belirtilmelidir.

Kaynaklar

  1. Speaking face-to-face with a virtual avatar to reduce anxiety in students who stutter: Tool development and pilot study results (yeni sekme) Delangle M, Moïse-Richard A, Leclercq AL, Labbé D, Bouchard S, Andrews S, Ménard L. Journal of Fluency Disorders

    Araştırmanın yayın kaydı ve özeti; tam metin değerlendirmesi değildir.

Çevrim içi yayın: 13 Ocak; dergi sayısı: Mart 2026.

Bu makale, belirtilen kaynaklardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış özgün bir Türkçe anlatımdır. Açıklayıcı örnekler araştırma katılımcılarının öyküleri değildir. Klinik uzman incelemesinden geçmemiştir; kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.