Bir cümle dışarıdan akıcı duyulabilir; buna rağmen konuşmacı her kelimeyi önceden seçmiş, bazı ifadelerden vazgeçmiş veya bütün dikkatini konuşmasını kontrol etmeye vermiş olabilir. Başka bir cümlede tekrarlar duyulabilir, fakat kişi kendini sohbetin içinde ve söylemek istediğine yakın hissedebilir. Bu fark, konuşmanın yalnız akıcılıkla açıklanamayacağını düşündürür.

Constantino ve arkadaşlarının 2020 çalışması, “konuşmanın kendiliğindenliği” kavramını ölçmeye yönelik ilk girişimlerden birini sundu. Araştırma, kişilerin günlük konuşmalarını kendi bakış açılarından değerlendirmesine dayanıyordu. Temel soru, kendiliğindenliğin akıcılıktan ayrı bir deneyim olarak ele alınıp alınamayacağıydı. [1]

Kendiliğindenlik neyi anlatır?

Yazarlar kendiliğinden konuşmayı, yoğun ön planlamanın ve konuşmanın fiziksel üretimine yönelmiş dikkatin az olduğu; anlamlı ve keyifli hissedilen bir deneyim olarak tanımladı. Kavram, hem kekelenen hem de akıcı konuşmayı tarif edebilecek şekilde oluşturuldu. Bu nedenle yalnız takılma olmamasıyla eşanlamlı değildir. [1]

Burada “kendiliğinden” sözcüğü hızlı, düşüncesiz veya hazırlıksız konuşmak anlamına gelmez. Örneğin kişi ne söyleyeceğini düşünerek de sohbetin içinde rahat hissedebilir. Önemli ayrım, mesajı oluşturma ile her sesi yönetme çabasının aynı şey olmamasıdır. Konuşmanın dışarıdan duyulan biçimi, içerideki bu dikkat farkını her zaman göstermez.

Günlük yaşamda nasıl ölçüldü?

Araştırmaya kekemeliği olan 44 kişi katıldı. Bir hafta boyunca telefonları üzerinden günde beş kez sorular yanıtladılar. Katılımcılar algıladıkları kendiliğindenliği, akıcılığı ve konuşma bağlamını bildirdi. Bu yöntem, bütün haftayı sonradan hatırlamak yerine gün içindeki deneyimlerden örnekler toplamaya yönelikti. [1]

Günlük örnekleme, farklı konuşmaların birbirine benzemeyebileceğini hesaba katmaya yardımcı olur. Bir kişinin arkadaş sohbeti, iş görüşmesi ve aile içindeki konuşması aynı gün içinde farklı hissedilebilir. Buna karşılık sık sorular yanıtlamak da kişinin deneyimini izleme biçimini etkileyebilir. Her ölçüm yönteminin sağladığı bilgiyle birlikte sınırlılıkları da vardır.

Araştırmanın temel sonucu neydi?

Sonuçlar, kendiliğindenlik ve akıcılığın birbiriyle ilişkili fakat birbirinden ayrılabilir boyutlar olduğunu gösterdi. Daha yüksek kendiliğindenlik, kekemeliğin yaşam üzerindeki daha düşük olumsuz etkisiyle ilişkiliydi. Yazarlar, yalnız akıcılığa dayanan değerlendirmelerin konuşmacının deneyimini eksik bırakabileceğini tartıştı. [1]

Bu ilişkiyi “kendiliğinden konuşmayı artırmak herkesin yaşam kalitesini kesin iyileştirir” diye çevirmek doğru olmaz. Çalışma günlük deneyimleri ölçüyordu; belirli bir terapiyi rastgele gruplarla karşılaştırmıyordu. İki ölçütün birlikte değişmesi, birinin diğerinin nedeni olduğunu tek başına göstermez.

Gündelik örneklerde fark nasıl görünür?

Bir kişinin kafede istediği içeceği söylemek yerine daha kolay geleceğini düşündüğü başka bir sipariş verdiğini düşünelim. Konuşma kısa ve akıcı olabilir; yine de kişinin tercih ettiği mesaj tam olarak iletilmemiştir. Başka bir durumda aynı kişi kendi siparişini takılarak söyleyebilir ve görüşmeyi daha rahat yaşamış olabilir.

Bu örnek herhangi bir araştırma katılımcısına ait değildir; kavramlar arasındaki ayrımı göstermek için kurulmuştur. İki deneyimden hangisinin kişi açısından daha iyi olduğunu yalnız ses kaydını dinleyerek söyleyemeyiz. Kişinin ne istediğini, ne kadar çaba harcadığını ve konuşmadan nasıl ayrıldığını öğrenmek gerekir.

Değerlendirme ve destek açısından önemi

Kendiliğindenlik kavramı, konuşmayı sürekli kontrol etmenin kişiye nasıl hissettirdiğini sormaya alan açar. Bununla birlikte akıcılık isteyen bir kişinin hedefini geçersiz kılmaz. İnsanlar daha az takılmayı, daha rahat konuşmayı veya belirli durumlara katılmayı farklı ağırlıklarla önemseyebilir. Değerlendirme bu tercihleri dinlemelidir.

Çalışma, otomatik bir “doğal konuşma puanı” geliştirdiğini veya herhangi bir uygulamanın ölçümünü doğruladığını göstermez. Araştırmanın katkısı daha temel bir ayrımdır: Konuşmanın nasıl duyulduğu ile nasıl yaşandığı aynı değildir. İkisini birlikte ele almak, tek bir başarı ölçütüne sığmayan deneyimleri daha iyi anlamayı sağlar.

Kaynaklar

  1. The Speaker's Experience of Stuttering: Measuring Spontaneity (yeni sekme) Constantino CD, Eichorn N, Buder EH, Beck JG, Manning WH. JSLHR

    Araştırmanın yayın kaydı ve özeti; tam metin değerlendirmesi değildir.

Çevrim içi yayın: 26 Mart; dergi sayısı: 27 Nisan 2020.

Bu makale, belirtilen kaynaklardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış özgün bir Türkçe anlatımdır. Açıklayıcı örnekler araştırma katılımcılarının öyküleri değildir. Klinik uzman incelemesinden geçmemiştir; kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.