Konuşmak için bütün zor duyguların geçmesini beklemek, bazı insanlar için önemli konuşmaları sürekli ertelemek anlamına gelebilir. Kabul ve kararlılık terapisi, İngilizce kısaltmasıyla ACT, kişinin zorlayıcı iç deneyimlerle ilişkisini ve değer verdiği yönde hareket edebilmesini ele alan bir yaklaşımdır. Kekemelik bağlamında bu fikir, yalnız konuşmanın sesine değil, kişinin nasıl bir iletişim yaşamı istediğine de dikkat çeker.
Beilby, Byrnes ve Yaruss’ın 2012’de yayımladığı araştırma, ACT temelli bütünleşik bir grup programını 20 yetişkinle değerlendirdi. Çalışma, yaklaşımın kekemelik alanındaki erken klinik araştırmalarından biri olarak okunabilir. Sonuçları anlamak için “kabul” sözcüğünün ne anlama geldiğini ve programın nasıl incelendiğini ayırmak gerekir. [1]
Kabul, konuşmadan vazgeçmek anlamına gelir mi?
Gündelik dilde kabul bazen “artık bir şey yapmamak” gibi anlaşılır. ACT bağlamında ise zor duygu ve düşüncelerin varlığını fark ederken kişinin önem verdiği davranışlara yer açabilmesi öne çıkar. Bir duyguya alan tanımak, onun hoş olduğu veya sonsuza kadar değişmeyeceği yönünde bir hüküm değildir.
Örneğin bir kişi arkadaşına anlatmak istediği bir konuyu, ancak tamamen rahat hissederse konuşabileceğine inanabilir. Başka bir seçenek, o konuşmanın kendisi için neden önemli olduğunu düşünmektir. Bu varsayımsal örnek, kaygıyı zorla bastırmadan da bir iletişim isteğinin tanımlanabileceğini gösterir. Herhangi bir kişiye hazır olmadan zor bir konuşma yapma talimatı vermez.
Değerler ve hedefler arasındaki ilişki
Değer, kişinin yaşamında önem verdiği yönü anlatır; hedef ise o yönde atılabilecek daha somut bir adımdır. Yakın ilişkiler kurmak bir değer olabilir. Bir arkadaşla düşüncelerini paylaşmak ise bu değerle ilişkili bir hedef olarak tanımlanabilir. Aynı hedef herkes için aynı anlamı taşımaz.
Bu ayrım konuşmayı yalnız bir performans sınavı olarak görmenin önüne geçebilir. “Hiç takılmamak” sonucuna odaklanan bir değerlendirme, kişinin anlatmak istediği konuyu ve kurmak istediği ilişkiyi arka planda bırakabilir. Değerleri konuşmak, akıcılık isteğini yasaklamak değildir; kişinin neyi neden istediğini daha açık hâle getirmektir.
Sekiz haftalık araştırmada ne yapıldı?
Çalışmada 20 yetişkin, sekiz hafta boyunca haftalık iki saatlik grup oturumlarına katıldı. Bütünleşik program psikososyal işlevleri, değişime hazırlığı, farkındalık becerilerini, psikolojik esnekliği ve kekemelik sıklığını ele aldı. Araştırmacılar bu alanlarda olumlu değişimler bildirdi; üç ay sonraki takipte kazanımların korunduğunu aktardı. [1]
Buradaki önemli sözcük “bütünleşik”tir. Birden fazla bileşeni içeren programda gözlenen değişimi tek bir kavrama bağlamak güçtür. Grup ortamı, düzenli görüşmeler ve çeşitli çalışmalar birlikte yürür. Araştırma, bunların her birinin katkısını ayrı ayrı belirleyen büyük bir karşılaştırmalı deney olarak okunmamalıdır.
Psikolojik esneklik nasıl düşünülebilir?
Esneklik, her koşulda rahat olmak veya her zaman konuşmayı seçmek değildir. Bir düşüncenin ya da duygunun bütün seçenekleri kapatmasına izin vermeden, içinde bulunulan duruma ve kişinin önceliklerine göre hareket edebilme fikriyle ilişkilidir. Bu nedenle tek bir “doğru tepki” listesine indirgenmesi zor bir kavramdır.
Örneğin aynı kişi bir gün toplantıda söz almak, başka bir gün düşüncesini yazıyla iletmek isteyebilir. Bunun kaçınma mı, bilinçli tercih mi olduğunu dışarıdan yalnız davranışa bakarak söylemek güçtür. Kişinin gerekçesini, koşullarını ve istediği yaşamla ilişkisini anlamak gerekir. Esneklik düşüncesi bu ayrıntıları konuşmaya davet eder.
Erken bulgular ne kadar genellenebilir?
Yirmi kişilik bir çalışmada olumlu değişim görülmesi değerlidir; ancak herkes için aynı yararı veya uzun yıllar süren etkiyi kanıtlamaz. Üç aylık takip, daha uzun dönemin yerine geçmez. Ayrıca karşılaştırma grubunun ve program bileşenlerini ayıran tasarımların yokluğunda değişimin nedenini kesin olarak belirlemek sınırlıdır.
Bu çalışma ACT’nin kekemelik alanında araştırılmasına dayanak oluşturan bir örnektir. Kişisel destek açısından asıl soru, yaklaşımın adından çok hangi ihtiyaca yanıt vermesinin beklendiğidir. Konuşmanın hayatı nasıl etkilediği, kişinin hangi alanlarda daha özgür hareket etmek istediği ve sonuçların nasıl izleneceği açıkça ele alındığında, kabul ve değerler soyut sloganlar olmaktan çıkar.
Kaynaklar
-
Acceptance and Commitment Therapy for adults who stutter: psychosocial adjustment and speech fluency (yeni sekme)
Journal of Fluency Disorders
Araştırmanın yayın kaydı ve özeti; tam metin değerlendirmesi değildir.
Kaynak yayın tarihi; Speacare'e eklenme tarihi değildir.
Bu makale, belirtilen kaynaklardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış özgün bir Türkçe anlatımdır. Açıklayıcı örnekler araştırma katılımcılarının öyküleri değildir. Klinik uzman incelemesinden geçmemiştir; kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.